REŞ

Göç,ne zaman biter?

Yol,nereye götürür insanı?

Uzaklardan belli belirsiz yükselen bir dumanın peşinden gittiğimizde, bunlar gibi pek çok soru çıktı karşımıza.Büyük kentin ortasında ve iki dağın arasında,modernitenin imkanlarından uzak,büyük kentin insanlarının bilmediği bir yaşam…

90’lı yıllarda evlerini,topraklarını ,köylerini  geride bırakarak batıya göç eden,ettirilen insanlar…

Reklamlar

2 thoughts on “REŞ

  1. izmir fıransız kültür’de fotoğraf sergisi devam ediyor…

    dün gittim gördüm… epeydir fotoğraf sergisine gitmemiştim, ilk dikkatimi çeken titizlikle hazırlanmış ve belgesel ağırlığında…

    kendi türünde çok şaşırtıcı olmasa gerek, ziyadesiyle renk faktörünü bazı imgelerde kullansalar, yada fotoğraflara “dışarıdan” müdehale edilecek deneysel bişeler ilave edilse ciddiyetle kuşatılmış gerçeklik havasına biraz farklılık gelirdi diye düşünmeden edemedim

    evet fotoğraflar çok duyarlı bir yürekten çıkmış, fotoğrafı çeken kendisini ortamda unutturacak denli doğallığa varmış ama zaten renksizliğe bir de gerçeklikle “kurgulanmış” kıstırılmış, kapanmış , caresiz hayatlar anlatısı biraz eski bir geleneği hatırlatıyor; renksiz çercevede bizden çok uzak marjinal bir hayatın daramı ile başka hayatlara kendi halimizden bakıp üzülmek…

    bu insanlar ve çevresindeki hayvanlar ile kıstırılmış hayatlar gibi sunulan, çocukların zaten büyüyünce ne olcakları belli olan çaresiz ve ağlamaklı halleri,
    acaba bu insanların düğünleri, bayramları, oyunları, akraba ziyaretleri, kendi işleriyle çevreleriyle kurdukları sosyal ilişkileri, …vs yokmu?,
    doğaya karşı kullandıkları aletler, vs zaman zaman onları atak kılarken, en atak durumda olması gereken çocuklar kıyıda köşede sinmiş, çalışma sıralarını umutsuzca bekliyorlar gibi gösterilmiş gibi,
    sergi etkileyici, ama fotoğrafçılık kurgusu açısından durduğu yeri ancak bu konuda bilgi ve tecrübemi yeterli göremediğim için belirleyemiyorum…

    video da insanlar daha “yakın” hissediliyor …

    Kendiniz sergiyi tecrübe etmek isteyenler sergiyi kaçırmasınlar derim…

    • Merhabalar,
      Zaman ayırıp izlenimlerinizi belirttiğiniz için teşekkürler.

      Sizin de yazdığınız gibi,çalışma bir belgesel proje.Belgesel fotoğrafta deneysel müdahalelerin ve sahne kurgularının (burada kurgudan kastım tamamen düzmece sahnelerdir.) yeri olmadığını düşünüyorum.Gerçi örnekleri mevcut ama en azından beni tatmin eden işler değil izlediklerim.Gerçeklikle bağın kopmaması gerekir belgesel çalışmalarda.Bu anlamda çocuk fotoğraflarının da yerine oturduğunu düşünüyorum.Dediğiniz gibi çünkü,büyüdüklerinde onlara biçilen rol şimdiden belli.Bu da olayın kendi gerçekliği.Yani çocuklarla ilgili izlenimleriniz doğru.

      “Fotoğraflar, ayrıcalıklı kesimlerin ve hayatlarını emniyet altına almış olanların görmezlikten gelmeyi tercih edebileceği konuları ‘gerçek’ kılmanın bir vasıtasıdır,” der Susan Sontag.Çalışmanın yola çıkış noktalarından birisi de budur,belki de en önemlisi.Bunu,başka hayatlara kendi halimizden bakıp üzülmek değil de Sontag penceresinden okumak gerek diye düşünüyorum.Çünkü üzülmek,bir bilinç/farkındalık yaratmaz.Olsa olsa burjuva arabesk bakışıdır ve bir iki saate kadar geçer,gider.Bu da en istenilmeyen durumlardan biridir bizim açımızdan.Ancak elbette her okuma,görme ve yaşam biçimine göre değişiklikler gösterebilir.
      Video zaten serginin alt metnidir.O yüzden sergi öncesi sunum mutlaka gerekliydi.Keşke imkan olsa da galeride videonun dönmesi sağlansaydı diyebiliyorum.

      Selamlar

      Serkan ÇOLAK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s